KAMBİYO VE AKREDİTİF DANIŞMANLIĞI İTHALAT VE İHRACAT İŞLEMLERİNİN EN KRİTİK NOKTASIDIR VE BU KONUDA SİZE VERECEĞİMİZ DANIŞMANLIK SAYASİNDE HEM MALINIZI HEM PARANIZI EN GÜVENLİ ŞEKİLDE İDARE ETME VE DIŞ TİCARET İŞLEMLERİNİZDEKİ RİSKLERİ MİNİMİZE EDEREK GERÇEKLEŞTİRME İMKANINA SAHİP OLACAKSINIZ.KISACA RİSK FAKTÖRLERİ AŞAĞIDA İZAH EDİLMİŞTİR.
Ülkelerin muhtelif teşvik politikaları sebebiyle dış ticaret, ithalatçı veya ihracatçı lehine etkilenmekle birlikte işletme bazında alınan kararlar, pazarlama faaliyetleri veya işletmenin pazarlık gücü gibi birçok sebepler de ithalatçı/ihracatçıyı olumlu/olumsuz anlamda etkilemektedir. Bütün bu olasılıklarla birlikte işletmeler, seçtikleri veya seçmek zorunda kaldıkları dış ticaret enstrumanlarının güçlü veya zayıf yönleri sebebiyle finansal olarak çeşitli şekillerde etkilenmektedirler. Aşağıdaki yazıda, temel çalışma prensipleri itibariyle dış ticaret enstrümanlarının güçlü ve zayıf yönleri ve bunun işletmelere etkisi incelenmiştir.
Teminat Mektupları/Harici Garantiler;
Bankalar, teminat mektupları/harici garantiler vasıtasıyla sermaye yapılarındaki gücü ve verdikleri güveni müşterilerine kullandırmaktadırlar. Bu kullanım, talep edilen resmi veya özel kuruluşlara hitaben müşterilerinin elini güçlendirmek üzere teminat mektubu/harici garanti düzenlemekle gerçekleşir. Böylelikle, tek başına itimat temin etmekten yoksun olan bir firma, teminat mektubu/harici garanti sayesinde çeşitli resmi veya özel kuruluşlara karşı yükümlülüklerini yerine getirebilecek olduğunun garantisini verebilmektedir.
Peşin Ödeme;
Peşin ödeme, malların sevkinin aksaması, gecikmesi veya gerçekleşmemesi gibi bütün riskin ithalatçı tarafından üstlenildiği bir ödeme şekli olduğundan dolayı tabiatı gereği risk üstlenmeyi içermektedir. Bu sebeple, güçlü yönü yokmuş gibi görünmekle birlikte peşin ödeme ıskontolarının yüksek olması, bu ödeme şeklinin ithalatçılar tarafından tercih edilmesine sebep olmaktadır. Tamamen peşin ödemekle birlikte, avans ödemesi yapılması da ihracatçıya prefinansman sağlayarak ithalatçı tarafından bir pazarlık aracı olarak kullanılabilir. Elbette, ihracatçıların en çok tercih edecekleri ödeme şekli peşin ödeme olmakla birlikte ihracat malının çok talep gören, pazarlama sorunu olmayan, güçlü bir mal olması gerekmektedir.
Akreditif;
Bu enstrümanın amiri veya lehtarı olmak bankalar nezdinde itibar sahibi olmanın bir göstergesidir. Amir ile lehtar arasındaki ilişki bankaların sağladığı aracılık sayesinde dengeye gelmektedir. Çünkü, akreditif bir takım şartlar çerçevesinde açılmakta ve ancak o şartlar çerçevesinde işlem gerçekleşirse ödeme taahhüdü oluşmaktadır. Bunun garantisi, bankalarca verilmektedir. Bankalar, bu garantiyi Uluslar arası Ticaret Odasının uygulama yönergesine göre kendilerine ibraz edilen vesaiki inceleyerek gerçekleştirmektedirler. Bu sebeple, güçlü olan taraf olmamakla birlikte, taraflar akreditif şartları çerçevesinde davrandıkça güçlerini kaybetmeyeceklerdir. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta, taraflarca anlaşılan ve akreditife koyulacak şartların kimi daha ağır yükümlülüğe soktuğudur. Güç dengesi, birtakım şartların akreditife koyulup koyulmaması noktasında kendini göstermektedir. Bankaların, bu dengeyi sağlamaya dönük hizmetleri sebebiyle akreditif masraf ve komisyonları yüksektir.
Amir, akreditife uygun vesaik ibrazında paranın ödeneceğinden emindir. Akreditife uygun vesaik ise istenen mal demektir. Amir, yüklemenin ne zaman yapılacağı konusunda kuralı koyan taraftır ve malın geliş zamanını kontrol altına alır. Üretim, finansman vs konularda planlama yapabilir. Vadeli bir akreditif ise gelen mal teminat olarak gösterilip finansman sağlanabilir. Lehtar, kendi ülkesindeki veya yurtdışındaki bir bankanın güvencesi altında ve akreditif şartlarına uyduğunda parasını alacağından emindir.
Vesaik Mukabili;
Bu ödeme şeklinde, mal yola çıktıktan sonra ilgili evrak, ithalatçının bankasına tahsil için gönderilir. Bu sebeple, ihracatçı risk üstlenmektedir. Çünkü ithalatçı vesaiki almak zorunda değildir. Eğer almayacaksa, genelde, amaca yönelik olmayan bir sebep yüzünden ithalatçı malı reddeder. İhracatçı malı başka bir alıcıya satamama veya depolamanın maliyetine katlanamama gibi risklerden dolayı fiyat kırmaya bu şekilde zorlanmaya razı gelebilir. Çünkü, yeniden pazarlama maliyetlerine katlanılsa bile depolama giderlerinin yüksek olması fiyat kırılmasına razı gelmeyi daha karlı kılacaktır. Malın tekrar geri getirilmesi ise genelde düşünülmeyecek bir durumdur. İthalatçı da bu mantığı istismar edebilir. Fakat, gerçekten mali durumu zayıflamış ve malı alamayacak hale gelmiş de olabilir. Bu tür sıkıntıları azaltmak, vesaik bedelinin bir kısmının peşin olarak istenmesiyle gerçekleşir. Bu meblağ, yukarıda anlatılan riskleri karşılayacak kadar olmalıdır. İthalatçı, hem malları hem de vesaiki istediği gibi inceleyip ödemeyi mal geldikten sonra yapacağından oldukça avantajlıdır.
Vesaik mukabili işlem, kabul kredili olarak da gerçekleşebilir. Bu durumda, ihracatçının tanzim ettiği poliçe/poliçeleri ithalatçı kabul eder. Fakat ithalatçı bu poliçeleri vadesinde ödemeyebilir. Bu sebeple, ilaveten, banka avali ile ihracatçının alacağının garanti edilmesi talep edilmelidir. Böylelikle, ihracatçının eline bankaca garanti edilmiş poliçeler geçmiş olacak ve istendiğinde kısmen veya tamamen nakde çevrilebilecektir.
Vesaik mukabili işlemler için bankalarca akreditife nazaran daha az masraf ve komisyon talep edilmektedir. Fakat, aval istendiğinde bu miktar artacaktır.
Mal Mukabili;
Herhangi bir ödeme garantisi olmadan malların ithalatçının eline geçmesi ancak ithalatçının tam güveninden sonra gerçekleşmelidir. Bu ödeme şekli ihracatçıyı çok zayıf bir duruma getirir. İthalatçının ise tek istediği ödeme şekli budur denebilir. Fakat, mal mukabilinin kabul kredili olarak gerçekleşmesi kısmen ihracatçıyı rahatlatmaktadır. Çünkü, mal çekilmiş olsa bile kabul edilecek veya aval dahi verilebilecek bir poliçe ithalatçının poliçeyi nakde dönüştürmesi vasıtasıyla finansman temin etmesi sonucunu doğuracaktır.
Referans Mektupları;
Genellikle, inşaat ve taahhüt firmaları yurt dışında iş yapmak istediklerinde referans mektubuna ihtiyaç duyarlar. Çünkü, yükümlülüklerini yerine getirebilip getiremeyecek olma konusunda tanınmamak gibi bir sorunla karşılaşmışlardır. Bu noktada, uluslar arası saygınlığa sahip bankaları, onların finansal yeterlilikleri konusunda referansları olmaktadır. Referans mektubu veren bankanın ilgili ülkede mutlaka tanınmış ve güveniliyor olması gerekmektedir. Herhangi bir taahhüt içermeyen bu belgeler, sadece fikir vermekte ve ilk etapta kabul görmek için yardımcı olmaktadır.









